theme-sticky-logo-alt
İsrail’i korkutan hayal gerçek oluyor! Ray başına 1 altın verdi: Kur’an’da yeri yazıyordu
Haziran 18, 2026
3 Görünümler

İsrail’i korkutan hayal gerçek oluyor! Ray başına 1 altın verdi: Kur’an’da yeri yazıyordu

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Sultan II. Abdülhamid ‘benim rüyam’ diye anlatır, hep kutsal topraklara giden o raylar üzerinde Türk lokomotiflerini hayal ederdi. İstanbul’dan başlayan yolculuk Şam’a ve oradan en özele, kutsal topraklara uzanıyordu. Der’a, Zarka, Amman, Ma’an, Müdevvere, Tebük, Medâin-i Sâlih, El-Ula ve Medine… Sultan’ın rüyası hep Mekke’ye uzanmak olsa da bu gerçekleşmemişti.... daha fazla oku

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Sultan II. Abdülhamid ‘benim rüyam’ diye anlatır, hep kutsal topraklara giden o raylar üzerinde Türk lokomotiflerini hayal ederdi. İstanbul’dan başlayan yolculuk Şam’a ve oradan en özele, kutsal topraklara uzanıyordu. Der’a, Zarka, Amman, Ma’an, Müdevvere, Tebük, Medâin-i Sâlih, El-Ula ve Medine… Sultan’ın rüyası hep Mekke’ye uzanmak olsa da bu gerçekleşmemişti. Yine de ‘Hicaz Demiryolu’, her türlü maddi zorluk ve dış engellere rağmen büyük ölçüde tamamlanmış ve kutsal bölgedeki rayların inşasında yalnızca Türk ve Müslüman işçiler çalışmıştı. Oraya gayrimüslimler giremezdi. Ancak yol, İslamiyet’e en çok zarar veren gruplar arasından sanki meleklerin yardımıyla geçip gidiyordu. İnşasından hemen sonra hizmete alındığı ilk yıl binlerce lira kar etmişti. Prof. Dr. Özcan Güngör, “Hicaz Demiryolu, sıradan bir ulaştırma projesi değildi. Dini, siyasi, askerî lojistik ve modernleşmenin tek bir hatta düğümlendiği büyük bir medeniyet teşebbüsüydü. Osmanlı demiryollarının önemli bir kısmı yabancı sermaye ve imtiyaz rejimiyle kurulurken, Hicaz hattı imparatorluğun kendi öz sermayesi ve geniş bağış kampanyalarıyla yürüttüğü istisnaî bir girişimdi. Bu yüzden yalnız teknik değil, aynı zamanda sembolik bir ‘biz yapabiliriz’ iddiası taşıdı. Demiryolu ve mimarisi geç Osmanlı dünyasında devlet kudretini, modernliği ve meşruiyeti görünür kılıyordu. Ayrıca bu hat hac yolunu kolaylaştırma kadar merkezin Hicaz üzerindeki egemenlik kapasitesini tahkim etme amacı taşıyordu. Bu hattın tarihî işlevi üç kelimeyle özetlenebilir: hac, merkezileşme, savunma” diyerek Hicaz Demiryolu’nu anlatıyordu. İşte bugün o yol yeniden yapılıyor. Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmayla Hicaz, yeniden Türk vagonlarıyla geçilecek. Osmanlı’nın mirası ve Sultan’ın rüyası yeniden gerçek olacak. Üstelik de İsrail’in en çok korktuğu şekilde! Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan Güngör, İsrail’in korkulu rüyasını ve Orta Doğu’nun anahtarını ellerinde tutan Türkleri Milliyet.com.tr’ye anlattı.

HELAK EDİLMİŞ KAVMİN YAŞADIĞI YERDEN GEÇİYOR! KUR’AN’DA YAZIYORDU

Hicaz Demiryolu’nun her durağı şüphesiz çok önemli, çok değerliydi. Şam’la Medine arasında kalan ve Medain-i Salih diye isimlendirilen durak ise bambaşka bir semboldü. Salih Peygamber’in Kur’an’da geçen Semud Kavmi ile yaşadıkları, kavmin geçmişte helakını anlatan kıssalarda bahsi geçen Kur’an ile ters düşen bir topluluk olduğundan, Osmanlı hassasiyeti burada da devredeydi. Semud’un yaşadığı antik kentin 20 kilometre uzağından geçen raylar, çığlıkla ya da yüksek sesle helak edildiği yazan kavmi hatırlatıyor ve buradan sessiz geçiliyordu. Prof. Dr. Özcan Güngör Semud’un kur’an’da nerelerde geçtiğini şöyle açıkladı: “Kur’an’da Hz. Sâlih, dağılmış bir tek pasajın değil, çok merkezli bir kıssa örgüsünün peygamberidir. Kur’an’da Sâlih adı dokuz yerde, Semûd ise 26 yerde geçer. Ayrıca Semûd için ‘Hicr Ashabı’ da denir. Bu, kıssanın Kur’an’da tek bir sureye sıkıştırılmadığını; aksine dağınık ama bilinçli biçimde ahlâkî, tarihî ve teolojik bir örnek olarak tekrarlandığını gösterir. En temel duraklar A‘râf 7:73-79, Hûd 11:61-68, Hicr 15:80-84, Şuarâ 26:141-159 ve Neml 27:45-53’tür; ayrıca Semûd, ibret topluluğu olarak Kamer 54:23-31, Hâkka 69:4-5, Fecr 89:9 ve Şems 91:11-15 gibi pasajlarda da anılır.” Peki Kur’an’da demiryolunun 20 kilometre ötesindeki bu bölge nasıl anlatılıyor? Prof. Dr. Özcan Güngör şöyle açıkladı:

Alıntı Metni


“Semûd kıssasının dinî çekirdeği açıktır: Kur’an, Semûd kavminin teknik güç ve maddi kudret sahibi bir topluluk olduğunu, dağları oyarak barınaklar ve yapılar meydana getirdiğini, fakat tevhit çağrısını reddedip ilâhî işarete karşı geldiğini bildirir. Kur’an Semûd kavminin Hicr bölgesinde (Suudi Arabistan sınırları içinde, Medine ile Tebük yolu üzerinde yer alan tarihi bir yerleşim yeridir.) yaşadığını ve Sâlih’in davetinin özünü Allah’a kulluk, taşkınlıktan vazgeçme ve kendilerine verilen nimetin hakkını verme çağrısının oluşturduğunu belirtir” diyen Prof. Dr. Özcan Güngör, Hûd Suresi 67’nci ayette “O korkunç ses zalimleri yakalayıverdi de yurtlarında diz çöke kaldılar” diye geçen bu yok oluşu şöyle anlatıyor:

“Helâk, Kur’an’ın farklı yerlerinde farklı vurgu kelimeleriyle anlatılır. Fakat temel çizgi aynıdır: kudret ahlâk üretmeyince medeniyet kendi ağırlığı altında çöker. Bugün de benzeri bir toplumsal helakin yaşanabileceğini belirtmek lazım. Maddi bir helaktan bahsetmiyorum ancak kendi imkanlarına ve teknolojisine çok güvenen kimi toplulukların sürekli korku, endişe, kaygı ve güvensizliğin ileri noktada toplumsal bir çöküşe yol açacağını görmek için sosyolog olmaya gerek yok. Medayin-i Salih istasyonunun hassasiyeti de tam burada başlar. Osmanlı’nın bu tarihi hafızaya çok dikkat ettiği anlaşılmaktadır. Yani istasyon, sıradan bir mimari miras değildir; kutsal hafıza, hac yolu ve arkeolojik koruma çizgilerinin kesiştiği eşik mekândır. Buradan hareketle, Medayin-i Salih için en doğru dil “lanetli mekân turizmi” değil, ‘ibret ve emanet ahlâkı’dır. Çünkü bu bölge, hem bir medeniyetin taş üzerine işlediği estetik kudreti hem de ilâhî ikaza kulak vermemenin ahlâkî çöküşünü birlikte hatırlatır. Türk teopolitik hafızası açısından da bu alan, Osmanlı’nın Medine’ye uzanan rayları ile Kur’anî ikazın çakıştığı bir yaralı hatıradır: insan burada yalnız tarihe değil, tarihin önünde titremeyi gerektiren bir sessizliğe de girer.”


SAYGI İÇİN TEKERLEKLERE KEÇE BAĞLAYIP GİTTİLER!

Bu kutsal bölgeler şüphesiz ki Hicaz ile Osmanlı bağlantısını kesmek isteyen Siyonist ve haçlılar için korkulu bir rüyaydı. Her ne kadar saygı duyulmuş ve işçiler kazmalarına keçeler sararak bu yolun kazılarını sessizce yapmış olsa da Arabistanlı Lawrence diye bilinen Thomas Edward Lawrence isimli ajan, Osmanlı’nın yıkılmasına yakın dönemde II. Abdülhamid tahttan indirilince bölgede maddi manevi yıkımın fitilini ateşlemişti. Askerlere demiryolundan söküp getirdikleri her bir ray karşılığında 1 altın vereceğini vadetmiş ve yolu da bölge gibi darmadağın etmişti. Lawrance Müslümanların kutsalına el uzatmış ve bölgede İslam’a en çok zarar veren isimlerden biri olmuştu. Öyle ki sessizlik içinde saygı ve dualarla inşa edilip geçilen yolun tek noktası Medain-i Salih istasyonu da değildi. Buradan Medine’ye varana kadar Peygamber Efendimiz’e duyulan saygı nedeniyle tren raylarına ve tekerleklere keçe sarıldığı ve çıkan sesin azaltılması sağlanırdı. Bu esnada kimse konuşmaz, yalnızca duaların fısıltıları yayılırdı. Bugün Suudi Arabistan sınırları içinde kalmış Medayin-i Sâlih İstasyonunun yeri rastgele seçilmiş olamazdı. Salih Peygamberin kıssasındaki deve hikâyesinden dolayı kervancılar tarafından geleneksel olarak önemli addedilen ve evvelden beri sessizce geçilen bu bölge, aynı zamanda, yine Kuran-ı Kerim’de belirtilen sayha ile helâk olduğuna inanılan antik şehir civarındaydı. Peygamber Efendimiz’in de bu bölgeyi özellikle sessiz şekilde geçtiği biliniyor. Prof. Dr. Özcan Güngör bunu şöyle anlatıyor:

“Sünnetteki en belirgin hassasiyet, bölgenin ibret mekânı olarak görülmesidir. Sahih Buhârî’de yer alan rivayette Resûlullah, Tebük seferi sırasında Hicr halkının yurtlarına gelindiğinde, ‘ağlayarak girmeyi’, ağlayamayanın ise girmemesini emreder. Çünkü aynı akıbetin insanı sarmasından korkulması gerektiğini bildirir. Sahih Müslim’deki rivayet ise bu anlamı daha da somutlaştırır: Hz. Peygamber yalnızca sözlü ikazda bulunmaz, bineğini hızlandırarak vadiyi çabuk geçer. Burada pedagojik form son derece açıktır: mazinin yıkılmış ihtişamına hayran gözlerle değil, nefis muhasebesiyle bakmak. İkinci hassasiyet, bölgeyle kurulan maddi ilişkinin bile denetlenmesidir. Buhari ve Müslim rivayetlerinde sahabenin Hicr kuyularından su alıp hamur yoğurduğu, bunun üzerine Resûlullah’ın bu suyu dökmelerini ve hamuru hayvanlara vermelerini emrettiği, içme suyu olarak ise ‘devenin geldiği kuyudan’ su alınmasını istediği nakledilir. Bu ayrıntı, bölgede gelişi güzel tüketim ve gündelikleşme istemeyen güçlü bir edep dili kurar. Yani mesele yalnız toprağa basmak değildir; o toprağın hafızasıyla nasıl ilişki kurduğunuzdur.”


İSRAİL: PLANIMIZA ÖLÜMCÜL DARBE! ‘KUR’AN-I KERİM’İN EMRİ’

Orta Doğu ve bölgenin iki büyük devleti Suudi Arabistan ve Türkiye’nin ortak bir demiryolu projesi başlatması tüm dünyada büyük ilgiyle takip edilmişti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 9 Haziran’da Riyad’da imza atmıştı. Bu dakikalarda İsrail basınında çıkan haberler, ‘Planımıza Ölümcül Darbe’ başlığıyla servis edilmişti. Prof. Dr. Güngör yeniden inşa edilen demiryolu için, “2026 itibarıyla mesele yalnız tarih kitabı konusu değildir, yeniden inşa konuşulmaktadır. Aldığımız bilgilere göre Türkiye ile Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden iki ülkeyi birbirine bağlayacak bir demiryolu için önümüzdeki 3-4 yılı hedefleyen bir çerçeve üzerinde çalışıyor. Bildiğimiz kadarıyla Suudi tarafında sınır hattına kadar uzanan güzergâhın ve Türkiye tarafında İslahiye-Kilis-Gaziantep bağlantısının mevcut olduğu, asıl boşluğun Suriye ile Ürdün arasında yaklaşık 400 kilometrelik kısımdadır. Söz konusu mutabakatın çok geniş bir çerçevede iki taraflı planlandığı anlaşılıyor. Bu projenin önemi, savaşların ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların güvenli alternatif ulaşım yollarına duyulan ihtiyacı artırmasıyla daha da büyümüştür. Günümüzde demiryolu koridorları yalnızca yük taşımamakta; ticaret, enerji ve dijital iletişimin güvenliğini de sağlıyor. Bu nedenle Suriye üzerinden Türkiye ile Körfez’i bağlayacak bir hat, bölgesel krizlere karşı stratejik bir alternatif oluşturabilir” diyordu. Tabii ki bu stratejik, ticari ve maddi boyutuydu. Bir de kirli emelleri için bölgeyi yangın yerine çeviren İsrail’in korkulu rüyaları vardı. Bunlar, bölgedeki birlik ve hakim gücü oluşturacak ve israil’in işgalinden çok daha güçlü bir egemenliği ortaya çıkaracak kazanımlardı.

Prof. Dr. Güngör bu kazanımları, “Tam da küresel ticaret yollarının tıkandığı ve sıcak çatışma risklerinin arttığı bir dönüm noktasındayız. Böyle bir atmosferde Hicaz demiryolu hattını çağdaş bir vizyonla yeniden inşa etmek, sadece ray döşemek değil, bölgenin kaderini değiştirecek yedi büyük kırılma yaratmaktır. Birincisi, bu proje Müslüman coğrafyasının ‘soyut kardeşlik’ söylemlerini aşarak ticarette ve siyasette fiili bir ortaklık kurabileceğinin en net, en somut kanıtı olur ve bölgeyi bağımsız bir güç merkezine dönüştürür. İkincisi, Birinci Dünya Savaşı’ndan kalan sabotaj ve ayrılık hatıralarını silerek tarihi hafızadaki acıların yeni bir ortak başarı motivasyonuyla aşılmasını sağlar. Üçüncüsü, batılı aktörlere bağımlı olmayan bu devasa altyapı hamlesi, küresel adaletsizliklere karşı tüm mazlum halklara müthiş bir özgüven ve umut ışığı aşılar. Dördüncüsü, Hürmüz, Babü’l-Mendeb ya da Süveyş gibi kritik deniz geçişleri tıkandığında devreye girerek küresel kriz ve savaş risklerine karşı muazzam bir lojistik kalkan ve ekonomik şok emici işlev görür. Beşincisi, Halep-Şam aksını da kapsayarak savaşla yıkılan Suriye’yi yeniden bölgesel ticaretin merkezine yerleştirir ve ülkenin inşasında altyapısal bir omurga olur. Altıncısı, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki diplomatik yakınlaşmayı soyut niyetlerden çıkarıp geri dönülemez maddi taahhütlere bağlar ve bölge siyasetine sarsılmaz bir çıpa atar. Yedincisi ise, modern hızlı tren entegrasyonlarıyla hac ve umre mobilitesini kara ekseninde yeniden örgütleyerek milyonlarca Müslüman için daha ekonomik, güvenli bir ulaşım sunar ve ümmet içi sosyo-kültürel bağları derinleştirir” diye anlattı. Prof. Dr. Güngör bunlar için de bölgedeki gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

Alıntı Metni

15 49.0138 8.38624 arrow 0 arrow 0 4000 1 0 horizontal https://odemisilkhaber.com.tr 250 0 1